Netflix Belgesel Önerileri

Kategori: Yabancı Dizi | 4

Netflix’e üye olduğum zaman dizi ve filmler kadar dikkatimi çeken bir başka şeyde belgeseller oldu. Açıkcası pek belgesel izleyen bir insan değilim ama 3-4 gün gibi kısıtlı zamanda bir sürü belgesel izledim. Sizlerle beni en çok etkileyen üç tanesini paylaşacağım.

TAKE YOUR PILLS

“Son birkaç on yılda uyarıcı ilaç alan çocuk sayısı çarpıcı bir şekilde arttı. 1990’da 600.000 çocuk uyarıcı ilaç kullanıyordu.2011’de bu sayı 3,5 milyona çıkmıştı.”

Take Your Pills bir diğer deyimle “Haplarını al” belgeselin de genel olarak anlatılan konu, her şey ile rekabet içinde olduğumuz bu hayatta Adderall gibi uyarıcı ilaçlar öğrencilere, sporculara ve diğerlerine daha iyi ve daha hızlı olma fırsatı sunuyor. Peki bunun karşılığında ödenilecek olan bedel ne?

Belgesel ilk başladığında kişiler neden Adderall kullandığını ve nasıl bu ilaca ulaştıklarından bahsediyor. Hepsinin düşüncelerinin ortak fikri aynı : Başarıya ulaşmak. Kimi sınavlardan A almak istiyor, kimi ise çalıştığı şirkette zirveye ulaşmak. Amerika da bu ilaçlardan o kadar çok kullanan var ki ya çevre faktörü yada öğretmen, doktor, arkadaş tavsiyesi ile bu ilacı kullanırken buluyorlar kendilerini.

Belgesel’in başlarında ilacı ve sonuçlarını o kadar iyi gösterdiler ki ben de başlasam mı diye düşünmedim değil. Tabi süre ilerledikçe, insanların ilacı bırakamadıkları ve artık bir bağımlı gibi yaşadıkları gözler önüne seriliyor. Her alan da başarılı olmak adına bir bağımlıya dönüşenlerin hikayesi “Take Your Pills”. 

MINIMALISM : A DOCUMENTARY ABOUT THE IMPORTANT THINGS

“İnsanları sevin ve eşyaları kullanın, çünkü tam tersi asla işe yaramaz.”

Belgeselin adından da anlaşılacağı üzere anlatılan konu : Minimalizm. Kendilerini, eşyaların mutluluk getirdiğine inanan insanların düşüncelerini reddeden kişilerle yapılmış röportajlar, daha azın aslında daha çok iyi olduğunu gösteriyor.

Artık hayatların da belli bir seviyeye gelmiş insanlar, hem maddi hem manevi anlamla kendilerine yetebildikleri zaman şu soruyla karşı karşıya kalıyor, ” İstediğim her şeye sahibim ama neden kendimi bir boşlukta gibi hissediyorum.”  Bu sorunla başa çıkabilmek için bir sürü ıvır zıvır satın almışlar, sanki mutluluğa giden yol satın alınabilirmiş gibi.

“Keşke herkes zengin ve ünlü olabilseydi. İşte o zaman cevabın bu olmadığını anlarlardı.”

                                                                                                                                                – Jim Carrey 

Hayatlarında ki fazlalıklardan kurtuldukları zaman nasıl huzurlu olduklarını dile getiriyorlar. Değişen moda ve eşyaları almak için birbirleriyle yarışan insanların, bu düşünceden kurtulmalarını gerçek mutluluğun eşyalarla ilgili olmadığını savunuyorlar.

AFFLİCTED (ESRARENGİZ HASTALIKLAR)

“Eskiden kaybettiğim şeylerin bazılarını, yeniden yapabilmek harika.”

Bir belgesel dizisi olan Afflicted, her bölüm farkı hastalıkları olan 7 kişiye odaklanıyor. Belgeseli izlerken karşınızda ki insanlara oldukça üzüleceksiniz en azından bana öyle oldu. Kronik hastalığı olan bu 7 kişi hem hastalıklarına çözüm bulmaya çalışırken hem de bir yandan yaşamlarına devam etmeye çalışıyorlar.

Kronik hastalıkları yüzünden pek çoğu kariyerlerinden ve en önemlisi hayallerinden vazgeçmek zorunda kalmışlar. Bunun yarattığı psikolojiyle beraber, hayata tutunma savaşı veriyorlar. Bu süreçte en önemlisinin size inananlar insanlar olması gerektiğini anlıyorsunuz.

4 Responses

Hey, düşüncelerini paylaşsana :)