Herkese selam!
Öncelikle başlamadan şunu belirtmek isterim ki bu yazı hiç bir siyasi ideoloji benimsenerek ve herhangi bir taraf olarak kaleme alınmamıştır. Yaşadığım bir olay üzerine bu konuya değinmek istedim. Belki birazda dertleşmek…

Torpil mi Bulamadın?

1.5 yıl önce mezun olmuş, henüz atanamamış ve kimsenin tecrübe edinme şansı vermeyip -nasıl bir ironiyse- tecrübe istediği bir öğretmenim.. Geçtiğimiz günlerde uzun zamandır e-devlet üzerinden başvurum bulunmasına rağmen, aranmadığım için X şehrinin x ilçe Milli eğitim müdürlüğüne gidip ücretli öğretmenlik kadrolarıyla ilgili bilgi almak istedim. Ücretli öğretmenlik başvurularıyla yalnızca müdür bey ilgileniyormuş ve onunla görüşmem gerekiyormuş. Haliyle pek bilgi alamadan geri döndüm ve müdürle daha hızlı görüşmemi sağlayacak bir aracı bulduk. 1-2 gün sonra müdürle görüşmeye gittim.. Yerleştirme için biraz geç kaldığımı söyledi (neredeyse 6 aydır başvurum vardı), neden geç kaldığımı sordu, sonra yeni bir soru sorarak kendi cevabini verdi. “E-devletten sıra beklersen çok daha beklersin. Torpil mi bulamadın?”… O gün resmi olarak anladım ki
80 milyon 815 bin 525 kişinin yaşadığı ve bu nüfusun %96’sının müslüman olduğu bir ülke olan Türkiye’de işler gerçekten böyle yürüyordu.

Neredeyse herkesin rahatsız olduğu ancak mecbur kaldığı, fırsat bulduğu ya da herhangi bir nedenden ötürü yaşadığı bir gerçek TORPİL. is başvurusunda bulunup ” tanıdık bulabildin mi?” sorusuyla karşılaşmayan yada bu şekilde işe girmeyen kaç kişi kaldı bilmiyorum. Ama inanın kalanlara müthiş saygı duyuyorum. Bir şeyler yapabilmenin yolunun birilerini tanımak olduğunu; yazısız, sözsüz ama açıkça Önümüze sunulan bir kural olarak dayattılar bizlere. Yada biz dayatmalarına izin verdik… Kaç kişi benimle aynı fikirde olur bilmiyorum ama torpillerin yarıştığı bir ülke olduğumuz ve daha ehliyetli, daha iyi olanın kazanması gerekirken, torpili daha iyi olanın kazandığı gerçeği her geçen gün daha büyük bir şiddetle çarpıyor yüzümüze. En azından. “Günümüz Gerçeğidir, artık kabullenmek gerek” diyemeyen herkese…

Toplumsal Yozlaşma

Asıl soru şu “bunu onlar mı yaptı yoksa biz yapmalarına müsaade mi ettik?” Burada şu parti, bu iktidar, bu muhalefet diye suçlayacağımız birilerini aramak bize yalnızca Kendimizi buldurur. Bilen bilir psikolojide bu yansıtmadır. Kendi hatalarının bedelini başkasına yüklemek.
Şöyle bir düşündüğümüzde devletin aslında toplumun bir yansıması olduğunu anlamak çok zor değil. Bizim yetiştirdiğimiz, bizim güvenip seçtiğimiz, kendimizi emanet ettiğimiz, içimizden çıkan insanlar… Burada çok uzağa gitmenin bir anlamı yok, Hepimizin bildiği gibi çürüme içeriden başlar.

öğretmen

Son Söz

Aslında söyleyecek çok şey var… Konuşulacak, tartışılacak çok şey… Ama önce sunu kabullenmek gerek. Devlet bir vücutsa, millet bir ruhtur. Ve vücudu ayakta tutanda ruhtur. Önce kendimiz rahatsız olmalıyız, önce kendimize hayır demeliyiz. Bunca yazdığım yazıyı çok güzel özetleyen bir türkünün dörtlüğü ile veda edeyim..

Bu nasıl derttir dermanı yoktur.
Bedenimde değil Ruhumda sızı.
Görünmez yaradır acısı çoktur.
Bedenimde değil ruhumda sizi.

Güzel Yarınlara sevgiler..